YENİLENİYORUZ !
Close Notification
Open Notification

Radyonun İcadı Hakkında

radyolar-onair-radyo

Radyo Nedir ?

radyo-dinler

Radyo Nedir?

Radyo, elektromanyetik radyo dalgalarındaki ses modülasyonunu önce elektronik ortama sonra da sese çeviren elektronik alet. Türk Dili dergisinde Kırgız Türkçesinde radyo anlamında kullanılan үналгы /ünalgı/ sözünün Türkiye Türkçesinde kullanılması da gündeme getirilmiştir.radyoyu Marconi icat etmiştir.

Radyo Alıcıları nedir ?
Radyo Alıcıları
Radyolar (radyo alıcıları) elektromanyetik tayfın belli bir aralığını dinlemek üzere tasarlanır. Radyonun seçicilik ve hassaslık faktörlerine göre kalitesini değerlendirmek mümkündür – Q faktörü.

Popüler radyolar iki tür modülasyonu almak üzere dizayn edilmişlerdir: AM (Genlik Modülasyonu) ve FM (Frekans modülasyonu)

Genlik modülasyonunun; taşıyıcılı yayın, SSB (Single side bant- Tek bantlı yayın) ve CW (Continuous Wave- Daimi dalga) olmak üzere alt bölümleri vardır.

Normal bir radyo alıcısında Orta Dalga (MW- Mid Wave) ve FM, bazen de uzun dalga (LW- Long wave) bulunmaktadır.

Kısa dalga (SW- Short Wave) radyoları kalitesine ve çeşidine göre alış tayfi değişmektedir. Aşağıdaki bantlar uluslararası yayın yapan kurumlara ayrılmıştır. Bu istasyonlar genelde AM (genlik modülasyonu) (Amplitude Modulation) ile yayın yapmaktadır. Bu tür yayınları dinleyenlere SWL (Short Wave Listener – Kısa Dalga dinleyicisi) denmektedir.

radyo-hakkindaRadyo dalgalarının bir başka belirleyici özelliği de genliğidir. Genlik, radyo dalgasının salınım sırasında ulaştığı en yüksek salınım şiddetidir. Radyo kanallarının şifrelenmesinde genelde frekans ve genlik değerleri kullanılır. AM radyolarda genlik değeri değiştirilerek, FM (Frequency Modulation – Frekans Modülasyonu) radyolarda da kendilerine verilen frekans aralığında dalganın frekansı değiştirilerek şifreleme yapılır.

Radyo antenleri yalnızca belirli frekanstaki yayınları almak üzere ayarlandığı için geri kalan radyo dalgalarını algılamaz. Radyo dalgaları içine gizlenmiş şifreler, alıcı tarafından çözülüp, hoparlörler üzerinden dinlenilen ses dalgalarına dönüşür.

Bu bantların arasında amatör radyoya, ticari gemilere ve askeriyeye ayrılmış bantlar bulunmaktadır. Genelde bu yayınlar SSB, CW, RTTY modülasyonlarını içermektedir. Bu tür yayınları almak için radyonun BFO (Beat Frequency Oscillator -Vuru Frekans Osilatörü) denilen ek bir devreye ihtiyacı vardır. Taşıyıcıyı suni olarak oluşturan bu devre ile gönderme sırasında bastırılan taşıyıcı tekrar ilâve edilerek, sinyallerin normal bir radyo alıcısı ile dinlenilebilmesi sağlanır. Bu tür radyolarda ses bandının genişliğini de değiştirmek mümkündür.

Yeni çıkan XM radyo türü de uydudan yüksek frekanslı sayısal yayınları almak üzere dizayn edilmiştir. Halen ABD’de ticarî olarak piyasaya sunulan bu radyo türünde ses kalitesi oldukça yüksektir. Halen aboneliğe dayalı ve belli bir ücret karşılığı tüm kıtaya kesintisiz ve reklamsız şifrelenmiş radyo yayını yapılmaktadır.

Teknolojinin son yıllarda hızla gelişmesine paralel olarak ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber, internet üzerinden yayın yapan radyoların sayıları hızla artmaktadır.

Radyo Nasıl İcat Edildi ?
Radyonun İcadı

Radyonun icadı Guglielmo Marconi’nin evinde araştırmalarını sürdürürken radyo dalgalarını kullanarak havadan iletilebilme fikriyle gerçekleşmiştir. Bu yönde çalışmalarını sürdüren İtalyan mucit 1902’de, kablo ya da tel olmadan bir yerden diğerlerine mesaj göndermenin yolunu keşfetti. Bu şekilde telsiz kullanımını resmen başlatan mucit, bu konuda ciddi bir ticari başarı yakalamıştır.

Marconi 1894 yılında, radarın mucidi Hertz’ in yapmış olduğu elektrik kıvılcımı jeneratörünü ve Branly’nin icad ettiği bir dalga alıcıyı kullanarak oda içinde bulunduğu yerden 9 metre uzaktaki bir kapı zilini çaldırmayı başardı ve radyo dalgalarının bütün dünyada kullanılacağı büyük bir gelişimin temellerini atmış oldu. Bu dönemde radyoyu Marconi’den önce keşfettiğini söyleyen birçok kişi çıkmış fakat, sadece bu konuda ticari başarısı bulunan Marconi kabul görmüş ve patent alabilmiştir.

Popov, Lodge ve Marconi, Edward Branly’nin bulduğu Branly Tüpü adı verilen ve radyo dalgalarını saptamak için kullanılan bir aracı geliştirmeye çalışıyorlardı. 1890 yılında başlayan bu geliştirme çabaları 1895 yılında Marconi ve Popov’un birbirlerinden habersiz bir şekilde geliştirmeleri ile sonlandı. 1896 yılında ise ilk defa Popov tarafından”Heinrich Hertz”ismi Mors alfabesi kullanılarak anlaşılır bir şekilde iletildi. Sonraki yıllarda Lee De Forest ve Edwin Howard Armstrong Amerika’da radyo teknolojisinde devreler kullanarak çok büyük yenilikler yaptılar.

Guglielmo Marconi kimdir?

Guglielmo_Marconi_

Guglielmo Marconi Birinci Marconi Markizi(İtalyanca: [ɡuʎˈʎɛːlmomarˈkoːni];25 Nisan 1874, Bologna, İtalya- 20 Temmuz 1937.) İtalyan mucit ve elektrik mühendisi[1]; uzun mesafeli radyo iletişimi, Marconi yasası(en), telsiz telgraf sistemi üzerine yaptığı çalışmalarıyla ünlüdür. Marconi, radyonun mucidi olarak bilinir ve kablosuz telgrafın gelişimine katkılarından ötürü Karl Ferdinand Braun ile 1909 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaşmıştır. Girişimci, iş adamı ve daha sonra Marconi Şirketi adını alan ve 1897 yılında İngiltere’de kurulan “The Wireless Telegraph&SignalCompany”nin kurucusu olan Marconi, kendinden önce gelen fizikçi ve araştırmacıların çalışmalarını kullanarak ve değişiklikler yaparak radyonun ticari bir başarı kazanmasını sağlamıştır. 1929 yılında İtalya kralı Markoni’ye Markiz ünvanıyla asalet bahşetmiştir.

…. devamı için tıklayınız.

Türkiye'de Radyo
Türkiye’de radyo, Türkiye’de ilk radyo yayını 6 Mayıs 1927’de yapıldı. İlk amatör radyo denemesi Fransız’ların hediye ettiği telsiz ile 19 Mart 1923 tarihinde denenmiş fakat bu deneme radyonun hayata geçmesini sağlamamıştır.

Tarihi Gelişimi
Cumhuriyetin ilanından sonra 1925 yılında “Telsiz tesisi hakkında kanun” adıyla bir yasa çıkarılarak ülke genelinde bir telsiz şebekesi kurulmasına karar verildi. Bu amaçla açılan ihale sonucu bir Fransız şirketi telsiz şebekesini yani radyo vericisi kurma işlemini üstlendi. Fransız şirketi 1925 yılında Ankara ve İstanbul’da çalışmalarına başladı. Telsiz vericilerinin inşaatı sürerken radyo yayınının nasıl yapılacağı hakkında kimsenin bir fikri yoktu. Bunun için ilk çalışmalarını İleri gazetesinin sahibi Sedat Nuri Bey başlattı. Sedat Bey bunun için bir şirket kurmaya karar verdi. 1926 yılında vericilerin yapım işlemi tamamlandığında radyonun kuruluş çalışmaları da başlamıştı. Fakat bu iş için yeterli maddi kaynak yoktu. Sedat Bey bu fikrinden tanıdığı bir ajans sahibine ve o dönemde Mustafa Kemal’in emriyle banka kuran Celal Bayar’a bahsetti. Onlardan bu iş için maddi destek istedi. Sedat Bey, radyonun sadece maddi destekle olmayacağını biliyordu. Teknik destekte şarttı. Bunun içinde yeğeni telsiz meraklısı Hayrettin Bey’e konuyu açtı. Hayrettin Bey işinde uzman biriydi. Çünkü Sultan II. Abdülhamid döneminde evden eve telgraf hattı kuran deneyimli ve yetenekli bir kişiydi. Hayrettin Bey vakit kaybetmeden işe koyuldu. Projenin hayata geçirilmesi için çalışmalara başlanmıştı. Fakat daha başlar başlamaz birçok aksilik çıktı. Hükümetten bazı kişiler radyonun kurulmasına karşıydı. Ülkenin ve milletin henüz çok geride olduğunu, bir çok kişinin bunu hazmetmesinin zor olduğunu, bunlar aşılsa bile eldeki teknik elemanın ve malzemenin yeterli olmayacağını söylüyorlardı. Hayrettin Bey onlarla aynı görüşte değildi. Dünyada en çok plak satışının Türkiye’de olduğunu, halkın dinlemeye meraklı olduğunu anlatıyordu. Onun bu çabaları radyo karşıtlarını ikna etmeye yeterli olmadı. Sonunda bu girişimden Mustafa Kemal’e bahsetmeye karar verildi. Mustafa Kemal, “Getirsinler de dinleyelim o vakit.” demesi üzerine Hayrettin Bey bütün teçhizatı Orman Çiftliği’ne götürdü. İstasyon ararken bir Rus radyosu çıktı. Mustafa Kemal bir müddet dinledikten sonra birden ayağa kalkarak “Efendiler, bakınız Ruslar şu anda propaganda yapmaktalar. Bu radyo bize ziyadesiyle gerekli.” deyip radyonun hemen kurulmasını emretti. Hükümet, Mustafa Kemal’in bu isteğiyle radyo sisteminin kurulmasına karar verdi. O tarihlerde birçok ülkede radyo yayını olmasına rağmen henüz hiçbir ülkede güçlü ve gelişmiş bir radyo istasyonu yoktu. Diğer ülkelerdeki radyolarının toplam verici güçleri 116 kiloWatt’tı. Ankara ve İstanbul’da kurulacak istasyonların verici güçleri ise 20 ve 250 kiloWatt’tı. Bunlar en güçlü vericiler olarak kurulmuştu. Yapılacak radyo yayınlarının Avrupa’nın her yerinden dinleneceği tahmin edilerek yayınların Türkçe’nin yanı sıra Fransızca ve Almanca dillerindende yapılması planlanmıştı. Nihayet takvimler 6 Mayıs 1927’yi gösterdiğinde ilk radyo yayını da başlamıştı. Ankara’da ilk yayınsa Kasım 1927’de yapıldı. Radyonun Anadolu’ya yayılması 1940 ve 1950 yıllarında olmuştu. 1970’li yıllardaysa Türkiye’nin tamamında dinlenmeye başlamıştı.

Radyo Hakkında Özel Gün ve Haftalar
* 6 Mayıs – Dünya Radyo Günü
* 13 Şubat – Dünya Radyocu Günü

Sayfadaki tüm içerikler Vikipedi ‘den elde edilmiştir.